<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645</id><updated>2011-07-07T19:39:57.729-07:00</updated><title type='text'>garikani the sheboist</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-2151462013823688847</id><published>2010-03-31T15:21:00.000-07:00</published><updated>2010-03-31T15:23:07.414-07:00</updated><title type='text'>rüyalar ve karabasanlar II</title><content type='html'>&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/S7PLRpW9L6I/AAAAAAAAAE4/Gn8EHT89dx8/s1600-h/rk2%5B6%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; margin-left: 0px; border-left-width: 0px; margin-right: 0px" title="rk2" border="0" alt="rk2" align="right" src="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/S7PLSnI-gkI/AAAAAAAAAE8/hIXGlP-ihHk/rk2_thumb%5B4%5D.jpg?imgmax=800" width="160" height="244" /&gt;&lt;/a&gt;Korku romanı yazarlarının bence en iyi Stephen King’in daha önce yayınladığı “Rüyalar ve Karabasanlar” adlı kısa öyküler koleksiyonunun devamı niteliğindeki bu kitap korku romanı severler için güzel bir kaynak. Ben okumaya henüz başladım ve dakikalar içerisinde öykünün akıcılığı beni içine hapsetti ve bir anda kendimi dış dünyadan soyutladım. Eğer aranızda kitabı merak edenler olursa okuması için ödünç verebilirim. &lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-2151462013823688847?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/2151462013823688847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=2151462013823688847' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2151462013823688847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2151462013823688847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2010/03/ruyalar-ve-karabasanlar-ii.html' title='rüyalar ve karabasanlar II'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/S7PLSnI-gkI/AAAAAAAAAE8/hIXGlP-ihHk/s72-c/rk2_thumb%5B4%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-5748035882910619993</id><published>2009-10-01T06:29:00.001-07:00</published><updated>2009-10-01T06:29:49.090-07:00</updated><title type='text'>Madrid IV</title><content type='html'>&lt;p&gt;Kahvaltımızı ettikten sonra müzeler bölgesine geri geldik. Önce Thyssen Müzesini gezme kararı aldık. Saat 10:00’da açılacak olan müzenin önünde birkaç kişi hali hazırda beklemekteydi. Bu arada gün boyunca neler yapmamız gerektiğini ve yapıp yapamayacağımızı tartıştık. Thyssen Müzesini atlayıp Prado’dan başlama kararı aldık.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Prado Madrid te bulunan en önemli müze niteliğine sahip. Girişin “pazar” günleri bedava olduğunu öğrendiğimiz müzeye 3,5€ ödeyerek girdik. İçinde birçok ünlü sanatçının eserleri sergilenmekte. Burayı gezerken gerçekten de çok eğlendim. Resimlerin nasıl fotoğraf niteliğinde yapılabileceklerini gördüm. Dışarı çıktık ve aramızda tekrar bi konuştuk. Enis sürekli resim gördüğünden şikayet ederek Salamanca’ya dönme kararı aldı. Özlem de biraz mızmızlamıştı ancak yine de gezebildiği kadar bizimle gezecekti. Enis burada bizden ayrıldı. Biz de hemen Prado nun arka kısmında bulunan botanik bahçesini gezme kararı aldık.     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Yanlış hatırlamıyorsam 1€ karşılığında buraya giriş yaptık. Aslında beklentilerimi pek de karşılamadı. Ben dünya üzerinde az bulunan türden çiçekler (en azından görmediğim birkaç tür) bekliyordum ancak tanıdığım türlerle karşılaştım =) Gerçi ortam güzeldi, yemyeşil ve her yerde rengarenk çiçekler.     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Botanik Bahçesinden ayrıldıktan sonra rotamızı şehrin modern sanatlar müzesi olarak duyduğumuz “Reina Sofia” ya doğru çevirdik.   &lt;br /&gt;Ancak bundan önce Zeynep ile ben biraz acıktığımızdan cafe tarzı bir yere oturduk ve birer sandwich yedik yanında da koca bir bardak karşık meyvasuyu içtik. Sonra da asıl istikametimiz olan Reina Sofia’ya gittik.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Girişin cumartesileri öğleden sonra bedava olduğunu buraya gelmeden önce öğrenmiştik. Görevliye öğrenci olduğumuzu ancakokuln henüz bize ID kartı vermediğini vizelerimizde öğrenci olarak geldiğimizin göründüğünü söyledik. Bu zamana kadar diğer müzelerde bu taktik işe yaramıştı ancak kadın ID kartı görmek zorunda olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben de kadına aslında Türkiye’de öğrenci olduğumuzu ve buradaki üniversite kimliğimizin geçerli olup olmadığını sordum. Kadından olumlu cevap geldi. Yıldız Tekik öğrenci kimliğimi çıkarıp kadına uzattım. Ancak okulumuz bize yeni bir kart vermediğinden dolayı kadın eski kartı kabul etmedi üzerindeki eğitim öğretim yılından dolayı. Ve saat 14:30 dan sonra girişin ücretsiz olduğunu o zamana kadar beklememiz gerektiğini söyledi. Biz de öyle yaptık. Botanik bahçesinden sonra burası beklentilerimi karşıladığından olsa gerek biraz daha iyi gelmişti. KAç katlı olduğunu hatırlamıyorum ancak binanın üst katları cam olrak tasarlanmış ve cam asansörler ile kat değiştiriyorsunuz tabii merdiven çıkmak istemez iseniz =)&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Artık acıkmıştık ve listemizde bulunan “Kalamar-Ekmek” olayı da gerçekleştirmek için ucuza kalamar-ekmek yiyebileceğimiz bir yer aradık. Sonunda 3€ ya yiyebileceğimiz bir yer bulduk. Güzel güzel yedik. Üzerine bir de dondurma yemenin fena olmayacağını düşünüp buradan ayrılmadan önce Mc Donalt’s a uğrayarak dondurmalarımızı aldık. Burada kitkatlı dondurma seçeneği var. Dondurmayı bildiğiniz kornete koyup üzerine de bir tane kitkat konduruyorlar. Bu arada Özlem kendisini hafif hissetti. Çantasını biraz önce kalamar-ekmek yediğimiz yerde unutmuştu. Hemen geri döndük zaten sahibi hemen bizi görünce içeriye çantayı almaya gitti. Çantayı da aldıktan sonra artık müzerler bölgesinde işimiz kalmamıştı. Sırada Arkeoloji müzesi vardı. Ve Colon bölgesine gitmemiz gerekiyordu. Buraya ulaşmak için metroyu kullandık. Arkeoloji müzesini bulduk ve içeri girdik. Burası da ücretsizdi. Sevindik…&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Arkeoloji müzesinden sonra “Oyuncak ve Balmumu Müzesi” ni görmek istedik. Birbirine yakınlardı zaten. Oyuncak müzesine ulaştık ancak o kadar yeri bedava veya çok uygun fiyatlara gezdikten sonra 15€ vermek istemdik. Ve dönmden önce belki sinema izleriz diye otogar yakınlarında bulunan “IMAX Madrid” i ziyaret ettik. Ancak burada da İstanbuldaki gibi sadece IMAX 3D filmler oynatılıyordu. IMAX tekniği ile oynatılan bi film vardı ancak o da akşam geç saatte idi. Bu yüzden buradan da ayrıldık ve dönüş yolu içi otogara gittik.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Madrid macermız böylelikle son buldu…&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-5748035882910619993?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/5748035882910619993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=5748035882910619993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/5748035882910619993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/5748035882910619993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/10/madrid-iv.html' title='Madrid IV'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-1307967392601590623</id><published>2009-09-23T10:11:00.001-07:00</published><updated>2009-09-23T10:11:54.124-07:00</updated><title type='text'>Madrid III</title><content type='html'>&lt;p&gt;İstasyona 100m kala karşıdan karşıya geçerken bir arabanın yanından geçtik. Arabanın içindekiler elimizde kutulari, kalın kıyafetleri bir de Özlemin sarılı kafasını görünce kendilerini güvende hissetmek amacıyla arabanın kapılarını kilitlediler.   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;İstasyona doğru yürürken dışında birkaç gencin içtiğini gördük. Önce her ne kadar bizim gibi sabahlamaya gelmiş olduklarını düşünüp sevinsek de istasyona vardığımızda kapıların kapalı olduğunu farkettik. Resmen dışarıda kalmıştık. Yağmur yoktu ancak az da olsa akşam serinliği vardı. İstaston binası büyük camlarla kaplı. İçeriyi rahatlıkla görüp orada olmanın hayalini kurabiliyorsunuz yani =)    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Başka bir çare olmadığını idrak edince sırtımızı bu camlara dayayarak dışarıda gar açılana kadar bekleme kararı aldık. Bir ara bu binanın yanında yine istasyona ait başka bir binanın olduğunu ve buraya başka insanların sürekli gelmekte olduğunu farkettik. Özlem ile binayı kontrole gittik. Ancak burası da kapalıydı. Güvenlik görevlileri ile konuşup ne zaman açılacağını öğrendik. Görevli istersek aşağıdaki sokakta barların açık olduğunu ve buralarda bekleyebileceğimizi söyledi. Biz de eşyalarımızı alıp gelmektense önce barları kontrol etmek için Özlem ile aşağı indik. Uygundu, gidebilirdik. Tekrar yukarı çıkıp Zeynep ile Enis’i aldık. Ancak tekrar gittiğimizde barlar kapanmaktaydı. Biraz ilerleyip açık olanını bulmaya çalıştık. Bir tane bar açıktı ancak içeriden çok müzik sesi geliyordu. Bize daha sakin bir yer lazımdı. Bu sırada bir çocuğu elinde Mc Donald’s kese kağıdından hamburger çıkarırken gördüm. Acaba çevrede sabaha kadar açık olan bir Mc Donald’s mı mevcuttu? Bu sorunun cevabını bulmak için yoldan geen çocuğu durdurup Mc Donald’s ın nerede olduğunu sorduk ancak aldığımız cevap bu saatte kapalı olduğuydu. Pes edip istasyona geri döndük.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;İstasyondaki sarhoş tiplerden sonra kızların kendilerini güvende hissetmediklerini farkettim ve bundan dolayı uyumadıklarını da. Bu yüzden uyumayacağımı söyledim. Birkaç dakika sonra Özlem ile Zeynep uyuma kararı aldılar. Yaklaşık bir saat böyle geçti ancak hava soğumaya başlamıştı. Bu arada sürekli istasyona gelen ve 24 saat çalıştığını düşündüğüm otobüsler dikkatimi çekti. Bu arada kızlar uyandı. Sabah 5’e az kaldığını kalan süreyi otobüsle turlayarak en azından sıcakta geçirmenin iyi olacağı fikrini ortaya attım. 15 dk kadar otobüs bekledikten sonra ilk gelen otobüse bindik. Son durağına kadar gittik. Şoför durağın son olduğunu inmemiz gerektiğini söyledi. Gidip şoförle konuşup ona tren istasyonuna geri döneceğimizi söyledim. Otobüs 15 dk sonra istasyona geri dönmek üzere hareketlendi. Giderken olduğu gibi dönerken de kızlar uyuyordu. Onlara Enis de eşlik etti. Bense hem dışarıyı izliyor hem de durağı kaçırmamak için otobüsün içindeki sürekli değişen “gelecek durak” yazısını okuyordum. Sonunda istasyona geri dönmüştük. Bu sefer açıktı. Biraz içeride oturup sonra bugün için plan yaptık.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bu geceden sonra eve mi döncektik? Yoksa kalıp eski planımıza mı uyacaktık? Bunun kararını almak için oturup konuştuk. İlk iş olarak bu gece için hostel arayıp bulursak eski plana göre hareket etme bulamazsak da gezebildiğimiz kadar yeri gezip akşam otobüsü ile eve dönme kararı aldık.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Hostel bakmak için metro ile Sol durağına geldik. Hangi kapıdan çıkmamız gerektiğini düşünürken bir Türk ile karşılaştık. Önce kahvaltı edip sonra da hemen hostel arayalım diye düşündük ancak kahvaltı için oturduğumuz yer pahalıydı bu yüzden bir şey sipariş vermeden kalktık. Bu arada sokakta birkeç hostelin olduğunu görünce hemen denemeye başladık. Gittiğimiz bütün hosteller bulunduğumuz saat(07:00 civarı) ten saat 12:30 a kadar bir gün parası alacaklarını söyleyince biraz moralimiz bozuldu. Sadece 2 yerde tam olarak bize uyan odalar vardı ancak bunlar da 2 kişilik oda başına 60€ ve 4 kişilik odaya 180€ istiyorlardı. Sonunda hostel aramaktan vaz geçip gemeye başlama kararı aldık. Önce tabii ki de kahvaltı ettik =)    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bu iş 3 başlık altında olmayacak…Şimdi hazırlanıp önce derse sonra da Karaoke Night’a gitmem lazım…Bu güne ait gezi ve incelemeleri “Madrid IV” başlığı altında bulabilirsiniz… =)    &lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-1307967392601590623?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/1307967392601590623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=1307967392601590623' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/1307967392601590623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/1307967392601590623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/madrid-iii.html' title='Madrid III'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-4385044188926649492</id><published>2009-09-21T17:09:00.001-07:00</published><updated>2009-09-22T17:29:37.460-07:00</updated><title type='text'>Madrid II</title><content type='html'>&lt;p&gt;Listeyi hazırladıktan sonra yattım. Yatmadan önce de telefonumun saatini 06:00 ya kurdum ki kalkıp önce duş alayım sonra da çantamı toparlayıp 07:00 de Zeynep’in evinin önünde olmak için evden ayrılayım. Bir ara alarmın çaldığını hatırlıyorum ancak uyandığımda saat tam olarak 06:43 idi. Hemen çantamı toplayıp dışarı fırladım. Bir de uyku sersemliği ile gideceğim yolu şaşırıp birkaç sokak geriye&amp;#160; döndüm ve asıl yolu buldum =) Zeynep beni otobüsün kalkmasına 5 dk varken aradığında ben de bi 7-8 dk yürüme mesafesindeydim. Nefesim kesilene kadar koştum. Tüm otobüs benim gelmemi bekliyormuş meğer. Ben de geldikten sonra otobüs Madrid’e doğru yol aldı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bu zamana kadar otobüs yolculuklarında hiç uyumadım. Haliyle bu sefer de uyumadım. Özlem ile Zeynep bi ara az da olsa uyudular. Enis ise 2 kişilik koltuğa kıvrılıp neredeyse yol boyunca uyudu.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:87a47322-fd5d-4f23-b7c5-b7d9b4dac2da" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!546&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View Madrid'e Doğru" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVYxfBfFI/AAAAAAAAADs/plMSB4qsArI/InlineRepresentationc1a07a77-0d02-4373-8f40-e902466d8e1f%5B1%5D.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:340px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!546&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;Madrid’e gelmek güzeldi. İspanya’da olmayı bırakın “Madrid” te olmak ayrı bi heyecan veriyor insana. İlk olarak merkezi bir yere çıkalım istedik. Bunun için de “Plaza Mayor” u seçtik. Plaza Mayor’a gitmek için otogarın bulunduğu metro durağından “SOL” durağına gittik. Gezerken kullanmak amacıyla 10’lu metro biletinden aldık. Bu biletler aynı zamanda otobüslerde de geçerli oluyor. Sol’e geldiğimizde öncelikli olarak Plaza Mayor’a gittik. Duyduğumuza göre İspanyadaki her şehirde bir Plaza Mayor mevcut. Buralar önceden büyük pazarlarmış. Şimdiyse içinde restoranlar mevcut. Salamanca da bir taba Plaza Mayor a sahip ve bence Madrid’tekinden daha güzel. &lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:978e932a-4bf0-431a-adc4-a83ab58809ec" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!552&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View Plaza Mayor" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVZ_8FsbI/AAAAAAAAADw/wWeP1Bbu_jU/InlineRepresentation2f4ae3bc-2903-48b1-a6d7-f282efbe91d8%5B1%5D.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:383px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!552&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Herkes aç olduğu için hazır Plaza Mayor’da iken birşeyler yeme kararı aldık. Yemek seçmek oldukça zor. Özellikle de bilmediğin yemekler olunca =) Ben “Tacos” yedim. Özlem ile Enis tavuklu bi yemek yediler. Zeynep ise İspanya’nın geleneksel yemeklerinden biri olan “Paella” yedi. Benim tacos domatesli salçalı bir de patatesli haşlanmış dana eti çıktı. Güzeldi. Tavuk yemeği de patatesli idi ancak tavuk limon sosunda bekletilerek yapılmış. Özlem pek beğenmedi. Gelelim Paella’ya. Bunun da çeşiteleri var ancak meşhur olanı mixed (karışık) versiyonu. Bulgur pilavının içinde her tülü deniz ürünü var. Midye, istiridye, kalamar, karides falan filan. Çok lezzetli bence. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVdBCjmpI/AAAAAAAAAD0/qvGoXtrpuzk/s1600-h/DSCF6224%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="DSCF6224" border="0" alt="DSCF6224" src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVfbld4EI/AAAAAAAAAD4/7xDxfhhLVfg/DSCF6224_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" width="407" height="312" /&gt;&lt;/a&gt;     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Yemek yemeden önce uğradığımız infodan aldığımız haritalara bakarak gideceğimiz yerleri tespit ettik. Ve kendimize bir rota hazırladık. İlk olarak “Catedral de la Almudena” (Almudena Katedrali) ne gittik. Muhteşem bir yer. Her şeyiyle güzel. Devasa boyutlarda ve ihtişamlı.&lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:9458c3a4-7023-4b1c-9c01-0d83c6ffdbc7" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!560&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View ^^" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVgRe3a_I/AAAAAAAAAD8/ns-TUhRgFzw/InlineRepresentationbb66ae6d-8788-461f-bae2-5414fbbcc641%5B5%5D.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:391px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!560&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Buradan çıktıktan sonra hemen katedralin yanında bulunan “Palacio Real” i gezelim dedik. Kapısına gittik fiyat bakmak için ama bedava olduğunu öğrendik. Hemen sıraya girdik. Burası da çok büyük bir saray. Hala devlet törenlerinde kullanılmaktaymış. Her şey için bir odaları bulunmakta. &lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:a76e4420-9695-4325-a046-d969061dbd14" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!573&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View Real Palace" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVhjJK9mI/AAAAAAAAAEA/SdOoyVQvd9Y/InlineRepresentation9d602783-5cb1-4ec7-af66-dbd6fbc3816f%5B3%5D.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:396px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!573&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;Saray gezisinden sonra biraz yorgun biraz da açtık. Sarayın hemen karşı caddesinde bir park bulunmakta. Parkın hemen önünde de tiyatro binası bulunmakta. Biraz bu bölgede takıldık. Zeynep’in İstanbuldaki kurstan arkadaşı da Madrid’e gelmiş. Onunla buluşmak için burada bekledik. Sonra yorğunlumdandır ki ipleri kızın eline bıraktım. Bizi şehrin en işlek caddesi olan “Gran Via” ya götürdü. burası Bağdat caddesinden biraz daha geniş. Ancak yapısı itibariyle çok benzemekte. Burada Mc Donald’s a oturup birşeyler içtik.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVmacDPcI/AAAAAAAAAEE/nMWzkwYhAUc/s1600-h/DSCF6289%5B3%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="DSCF6289" border="0" alt="DSCF6289" src="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVqAY5KfI/AAAAAAAAAEI/21T8nc-5XEk/DSCF6289_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="402" height="306" /&gt;&lt;/a&gt;     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Zeynep’in arkadaşı bizi evine davet etmediğinden bir nevi sokakta kalmıştık çünkü buraya gelmeden önce Hostel ayarlama gibi bir işe kalkışmamıştı hiçkimse. Biz Mc’te otururken birden sağnak yağmur başladı. Dinene kadar orada oturduk. Plan olarak da hosteller çok pahalı olacağından tren garına gidip orada sabahlama kararı aldık. Gerçi yağmur sebebi ile birkaç hostele baktık ancak olumsuz cevapla karşılaştık. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Akşam olunca önce Flamenco izleyelim dedik. Ama bunun için bir restorana oturmak gerekiyordu. Pahalı olacağını düşündük ve Flamencoyu çıkış yeri olan Sevilla da izleme kararı aldık. Sonra neler yapabiliriz diye düşündük ve aklımıza teleferiğe binmek geldi. Biraz uzun bir mesafe kaydettik. Bu arada şehrin güzel sanat merkezlerini gördük. Baleler, tiyatrolar, Jazz konserleri ne ararsan vardı. Ama bizde para olmadığından sadece dışından bakabildik. Belli bir yere kadar harita ile geldikten sonra teleferiğin rotasını bir adama sorduk ancak saat 6 ya kadar çalıştığını söyledi bize. Biz de hazır o bölgeye gelmişken yakınında bulunan “HardRock Cafe Madrid” e gitme kararı aldık. Kolayca bulduk. Süper bir mekan. Tam bana göre. Orada yıllarımı harcayabilirim. İçersi süper dizayn edilmiş. Bir yandan ünlü grupların canlı performansı çalıyor bir yandan yemek yiyip içkini yudumluyorsun. İçinde küçük de bir Shop kısmı mevcut. Güzel ürünler satılmakta ancak yine para sıkıntısı nedeniyle küçük de olsa birşey alamadım. &lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:1bf9d89d-cb11-4fd6-a6bf-a2b0b756f4db" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!589&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View ee" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Srlr75aQDvI/AAAAAAAAAEM/Y3nu_I_cVQw/InlineRepresentation998dc7de-a3bf-4f80-8609-212e700da01b%5B13%5D.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:340px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!589&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;Artık yorulmuştuk ve yapabileceğimiz bir şey kalmamıştı. Bu yüzden tren garına gitme kararı aldık. Aslında birçok gar mevcut ancak biz ertesi gün gezmeyi planladığımız müzeler bölgesindeki istasyonu seçtik. Haritaya baka baka ilerledik. Hava artık soğumuştu. Allahtan sabahkki gibi yağmur yoktu. Sabah gezerken bi adam gördük altında kutu vardı ve bunun iyi bir fikir olacağını düşünüp istasyona giderken eğer bulursak biz de kutu alacaktık. Yolda ilelerken bi dükkanın önünde büyük boyutlarda kutular gördük. Herkes birer tane aldı ve yürümeye devam ettik. “Parque del Retiro” nun sınırlarından yürüyorduk. Park gerçekten de çok büyük ve cevresi büyük demirler ile kaplı. Önce Parkın bir kapısını gördük. İlerledikçe başka bir kapısına denk geldik. Sonra başka bir kapısına daha. O zaman herkesin kafasında şu soru belirdi; “Acaba parkın çevresinde mi turluyoruz? ” Tabii ki de böyle değildi. Sonunda istasyona vardık. Ancak bizi büyük bir süpriz bekliyordu…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Devamı sonra =)&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-4385044188926649492?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/4385044188926649492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=4385044188926649492' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4385044188926649492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4385044188926649492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/madrid-ii.html' title='Madrid II'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrgVYxfBfFI/AAAAAAAAADs/plMSB4qsArI/s72-c/InlineRepresentationc1a07a77-0d02-4373-8f40-e902466d8e1f%5B1%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-4562207038692890378</id><published>2009-09-20T04:18:00.001-07:00</published><updated>2009-09-20T04:18:34.291-07:00</updated><title type='text'>Madrid</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ne zamandır aramızda Madrid’e gime planları yapıyorduk. Tabii ki de herkes eğlenmeyi düşünürken aynı zamanda da harcayacağı paranın minimum olmasını istiyor…   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Ev arkadaşlarıma nasıl gitmemiz gerektiği konusunda danıştık. En iyi yolun tren ile 12€ ya gitmek olduğunu söylediler.     &lt;br /&gt;Salamanca – Madrid arasında hızlı tren çalışıyor ve yolculuk toplam 2,5 saat sürüyor. Ancak herkes süper olduğuna kanaat getirip de gitme kararı aldığında bir pürüz ile karşılaştık. Trenin kalkış saatlerini öğrenmek için internete girdiğimizde normal bilet fiyatlarının 18€ olduğunu, öğrencilere 6€’luk bir indirim uygulandığını öğrendik. Bu,&amp;#160; herkesin tren fikriden caymasına sebep oldu haliyle…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Öğrenciler için otobüs fiyatlarında da bir indirim söz konusu. “Express” olmayan seferlerde ulaşımın 12€’ya geldiğini biliyorduk ancak tren biletlerindeki gibi olmasından korktuk. Ve herkes bir anda “Ya o zaman yarın (cuma) gitmeyelim, önce öğrenci kimliğimizi çıkaralım, sonra gideriz.” fikrine hakim oldu, ben hariç. Çok sıkılmıştım ve hiçbir şey bu haftasonu Madrid’e gitmeme engel olamazdı. Ve bunu diğerlerine de söyledim. Önce hiç kimse sıcak yaklaşmazken sonradan herkes birer birer fazladan vereceği birkaç euroyu umursamayarak Madrid’e gitme kararı aldık. Sadece Elmira hem okulda ders olduğu hem de gereksiz yere fazladan para harcayacağımız gerekçesi ile gelmek istemedi. Tabii ki de haklıydı ama dediğim gibi o kadar sıkılmıştım ki gözüm bunları görmedi…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Sabah 07:00’de Zeynep’in evinin önünde (tam olarak otogarın karşısı) buluşma kararı aldık ve herkes evine dağıldı. Ben de internetim olduğundan gitmeden önce en azından fikir sahibi olmak amacıyla Madrid hakkkında araştırma yaptım. Ve bir yapılması gerekenler ile minik bilgiler listesi oluşturdum.    &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ul&gt;   &lt;li&gt;Retiro Parkında dünyada sadece 3 tane bulunan “Fallen Angel” heykelinden birini görmek.&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Plaza Espana 9 ’da bulunan “Las Tablas” adlı mekanda Flamenko Show izlemek.&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Son metro 01:30, otobüsler sabaha kadar.&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Santiago Bernabeu Stadı (Real Madrid Müzesi^&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;3 büyük müze;     &lt;br /&gt;- Thyssen Bornemissa      &lt;br /&gt;- Prado (Pazar günleri giriş ücretsiz)      &lt;br /&gt;- Reina Sofia (Ctesi öğreden sonra ve Pazar giriş ücretsiz)&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Barrio de Huertas (Gece hayatıyla ünlü mahalle)&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Gran Via&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Gece hayatı 01:00 den sonra başlar.&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Plaza Mayor&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Colon Meydanı (Hord Rock Cafe Madrid)&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Pazar günü Mağazalar kapalı.&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Ekmek arası kalamar (Tren istasyonunun karşısında)&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;10 metro bileti 7€ (aktarmalarda ekstra harcama yok)&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Gazpacho (çorba) iç.&lt;/li&gt; &lt;/ul&gt;  &lt;p&gt;Ve aynı şekilde önemli metro durakları ve burada yapılabilecekler listesi;&lt;/p&gt;  &lt;ul&gt;   &lt;li&gt;SOL     &lt;br /&gt;- Madrid’in merkezi      &lt;br /&gt;- 20:00 den sonra kalabalık (Taksim)      &lt;br /&gt;- Güzel bar ve restoranlar      &lt;br /&gt;- Madrid simgesi “AYI” heykeli      &lt;br /&gt;- Plaza Mayor      &lt;br /&gt;&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Gran Via     &lt;br /&gt;- Şehrin en işlek caddesi      &lt;br /&gt;- Her türlü Mağaza      &lt;br /&gt;- Alışveriş için en uygun mekan ( Ayakkabı )      &lt;br /&gt;&lt;/li&gt;    &lt;li&gt;Attocha     &lt;br /&gt;- Müzeler Bölgesi&lt;/li&gt;    &lt;ul&gt;     &lt;li&gt;Thyssen&lt;/li&gt;      &lt;li&gt;Prado&lt;/li&gt;      &lt;li&gt;Reina Sofia&lt;/li&gt;   &lt;/ul&gt; &lt;/ul&gt;  &lt;blockquote&gt;   &lt;p&gt;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; - Dünyanın en güzel tren garı     &lt;br /&gt;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; - Botanik bahçesi      &lt;br /&gt;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160;&amp;#160; - Parque del Retio (Fallen Angel heykeli)&lt;/p&gt; &lt;/blockquote&gt;  &lt;p&gt;Şu anda yazmaktan sıkıldığımı farkettim. Bu yüzden “Madrid” i 3 bölümde anlatma kararı aldım…   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;İlk bölüm burada sona erdi “Madrid 2” ve “Madrid 3” te görüşmek üzere…&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-4562207038692890378?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/4562207038692890378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=4562207038692890378' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4562207038692890378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4562207038692890378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/madrid.html' title='Madrid'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-7142712338314553703</id><published>2009-09-17T08:24:00.001-07:00</published><updated>2009-09-17T12:19:17.551-07:00</updated><title type='text'>Un Ciudad Pequeño</title><content type='html'>&lt;p&gt;Salamanca küçük bir şehir. O kadar küçük ki her yerini yürüyerek gezmek iki saatinizden fazlasını almaz. Şehrin güney yakasından bir de nehir geçmekte. Nehrin kenarını insanlar bu güzel ortamdan yararlansınlar diye düzenlemişler. Sabahları temiz hava eşliğinde koşu yapabilirsiniz. =)    &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:84E294D0-71C9-4bd0-A0FE-95764E0368D9:84795e18-a156-40d9-8a1f-6e49643d6981" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a href="http://maps.live.com/default.aspx?v=2&amp;amp;cp=40.96759~-5.660877&amp;amp;lvl=13&amp;amp;style=r&amp;amp;scene=12300157&amp;amp;mkt=en-us&amp;amp;FORM=LLWR" id="map-31ac798d-db33-4c36-bfb9-a033d609d3bd" alt="Click to view this map on Live.com" title="Click to view this map on Live.com"&gt;&lt;img src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUdJBYBkI/AAAAAAAAADI/aSbHlsENhos/map-6520ba57b5d5.jpg?imgmax=800" width="320" height="240" alt="Map picture"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;Asıl ilginç olan genç nüfusu kadar ( yerel halkını bırakın bir de Erasmus halkı var ) bir de yaşlı nüfusuu var. Günün&amp;#160; belirli saatlerinde amcalar ve teyzeler ( dedeler ve nineler demek daha uygun sanırım ) hiç üşenmeden dışarı çıkıyorlar. Yaşları 65’ten başlayıp 90’ı bulan hatta belki de aşan bu insanlar bir de kendilerine o kadar özen gösteriyorlar ki dışarı çıkarlarken şaşar kalırsınız. En az 85 yaşında olduğunu düşündüğüm teyzem makyajını yapıyor, güzel şık bir şekilde giyiniyor, inci kolyesini de takıyor üstüne üslük bi de gelip üzerine tequila shot yapıyor…     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:afb12c6b-76d9-472a-8a6d-da1841011876" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!538&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View Salamanca" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUeVc1LfI/AAAAAAAAADM/eExweYGp5kk/InlineRepresentation2f0ad8f1-2c30-4d02-8b25-1cb7e2d62c3f.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:340px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!538&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bir de okulumuz bölgesinde trenden bozma bi araba var. Buna binip okul bölgesindeki tarihi binaları sesli anlatım eşliğinde turlayabiliyorsunuz. Güzel bir olay. Takdir ettim…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUgugBtbI/AAAAAAAAADQ/eVYnZboSp9M/s1600-h/DSCF6187%5B3%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="DSCF6187" border="0" alt="DSCF6187" src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUhiW2kXI/AAAAAAAAADU/ZK6bg0OV4vg/DSCF6187_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="344" height="262" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Akşam olduktan sonra yine bize gelindi. Donmuş bütün bir tavuk parçalarına ne yazıkki ayrılamadı ve öylece tarafımdan pişirilip daha sonra herkesce afiyetle yenildi…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Pişmeden Önce;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;a href="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUkPZAOVI/AAAAAAAAADY/iFlxmeFPaQE/s1600-h/DSCF6192%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="DSCF6192" border="0" alt="DSCF6192" src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUlbTL_LI/AAAAAAAAADc/JpBxFuTlUrg/DSCF6192_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" width="352" height="270" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Piştikten Sonra; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;   &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUoMfG4eI/AAAAAAAAADg/6CC398u1MVs/s1600-h/DSCF6199%5B3%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right-width: 0px; display: inline; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" title="DSCF6199" border="0" alt="DSCF6199" src="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUp_NYLVI/AAAAAAAAADk/s9JxZjrDlGA/DSCF6199_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="357" height="272" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;#160; &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Ve…Yenme aşaması =)     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div style="padding-bottom: 0px; margin: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; display: inline; float: none; padding-top: 0px" id="scid:66721397-FF69-4ca6-AEC4-17E6B3208830:db9d8eaf-ccc5-4a6d-bbaa-c0efa2a06415" class="wlWriterEditableSmartContent"&gt;&lt;a style="border:0px" href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!542&amp;amp;ct=photos"&gt;&lt;img style="border:0px" alt="View Tavuk" src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUqd8HYXI/AAAAAAAAADo/xlkyBijep-I/InlineRepresentation9f14edd5-7881-4a4b-8b88-0e5e42106525.jpg?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="width:340px;text-align:right;" &gt;&lt;a href="http://cid-cefc796a06dbc1e1.skydrive.live.com/redir.aspx?page=browse&amp;amp;resid=CEFC796A06DBC1E1!542&amp;amp;ct=photos"&gt;View Full Album&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-7142712338314553703?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/7142712338314553703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=7142712338314553703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/7142712338314553703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/7142712338314553703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/un-ciudad-pequeno.html' title='Un Ciudad Pequeño'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/SrJUdJBYBkI/AAAAAAAAADI/aSbHlsENhos/s72-c/map-6520ba57b5d5.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-2884478642242453671</id><published>2009-09-15T06:07:00.001-07:00</published><updated>2009-09-15T06:07:05.357-07:00</updated><title type='text'>Primer día en escuela… (Okulda ilk gün)</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ayın 7 sinde başlamasını beklediğimiz okul ancak daha dün başladı. Gerçi okula gidip dersin olmadığını öğrendik ama olsun. Bu arada tarihi bir okula sahibiz. Tüm Salamanca genelinde olduğu gibi okulun binaları da tarihi. Okula her gün yüzlerce turist ziyarete geliyor.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Sınıflar Matematik bölümünün binasında. Aynı Davutpaşadaki sıralardan var. Yalnız renkleri siyah. Bir de harbiden “karatahta”sı var.     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RLHT4gjI/AAAAAAAAACY/WIcl9ipYOFE/s1600-h/DSCF6160%5B3%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6160" border="0" alt="DSCF6160" src="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RMG_-NlI/AAAAAAAAACc/Y_BtpXeApYo/DSCF6160_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="356" height="267" /&gt;&lt;/a&gt;     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Birkaç tane de kampüs bölegesinden fotoğraf çektim…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-ROaIVNiI/AAAAAAAAACg/D7stZw-6HKI/s1600-h/DSCF6168%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6168" border="0" alt="DSCF6168" src="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RQD2EzOI/AAAAAAAAACk/80f62Q6PDUI/DSCF6168_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" width="365" height="280" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RSI7QePI/AAAAAAAAACo/RMH270CuXpA/s1600-h/DSCF6167%5B7%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6167" border="0" alt="DSCF6167" src="http://lh3.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RTfKe-yI/AAAAAAAAACs/n_md_h8DPyc/DSCF6167_thumb%5B5%5D.jpg?imgmax=800" width="363" height="283" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Yine okulun içinde 2 koca kapısı olan bir bina var. Denildiğine göre burası önceden azılı suçluların hapsedildiği bir yermiş. Binanın üzerindeki oymalar da mahkumlar tarafından yapılmış. Bu oymaların içinde bir “kurbağa” figürünün gizli olduğuna ve kim u kurbağayı bulursa istediğinin olacağına inanılıyor. Bu yüzden Salamaca’nın maskotu kurbağa. Ve turistik eşyaların hepsinde bu Kurbağa figürüne rastlamak mümkün…   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RU59tTcI/AAAAAAAAACw/-K_nNQbXc30/s1600-h/DSCF6169%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6169" border="0" alt="DSCF6169" src="http://lh5.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RWs8LoeI/AAAAAAAAAC0/ogEzkZkucd4/DSCF6169_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" width="367" height="491" /&gt;&lt;/a&gt;&amp;#160; &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bu arada tüm Salamanca dahilinde olduğu gibi okul bölgesinde de minik biranelere rastlamak mümkün. Gençler başta olmak üzere neredeyse herkes burda atıştırıyor. Özellikle akşamları kalabalık oluyorlar. Biranın yanında “Tapas” denilen aperatifleri de almak adetten. Çoğu taze ekmekle birlikte domuz etinin ikram edilmesiyle oluşuyor…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RZsb0ErI/AAAAAAAAAC4/VNuCiNWyd4A/s1600-h/DSCF6174%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6174" border="0" alt="DSCF6174" src="http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-Rbmpc7iI/AAAAAAAAAC8/Kg9jz85K6wY/DSCF6174_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" width="376" height="288" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Eve dönüş yolunda karnımız zil çaldığından bir restorana oturduk. Bu arada ilk defa “ACE beyazlığında” iki tane rahibe gördüm. İlginçti. Hoşuma gitti.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;=)    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RclneKxI/AAAAAAAAADA/kdCF2U-dIZ4/s1600-h/DSCF6178%5B3%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-bottom: 0px; border-left: 0px; display: inline; border-top: 0px; border-right: 0px" title="DSCF6178" border="0" alt="DSCF6178" src="http://lh4.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-ReFh8nPI/AAAAAAAAADE/lYaw9IRd0Og/DSCF6178_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" width="375" height="496" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-2884478642242453671?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/2884478642242453671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=2884478642242453671' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2884478642242453671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2884478642242453671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/primer-dia-en-escuela-okulda-ilk-gun.html' title='Primer día en escuela… (Okulda ilk gün)'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/_xfXvnSYZ4jI/Sq-RMG_-NlI/AAAAAAAAACc/Y_BtpXeApYo/s72-c/DSCF6160_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-8232406288674747273</id><published>2009-09-13T06:38:00.001-07:00</published><updated>2009-09-13T09:58:15.370-07:00</updated><title type='text'>Siesta</title><content type='html'>&lt;p&gt;Geldiğimizde bu siesta olayına ayak uydurmak biraz zor oldu. Ev arıyoruz ama insanlar saat 14:00 ile 17:00 arasını tamamen kendilerine ayırıyorlar. tüm dükkanlar kapanıyor. Sokaklar boşalıyor. Şehir bu saatler arasında tam bir “Hayalet Şehir” e dönüşüyor.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Şimdiyse biz de siestaya alıştık. Bünyemiz bu saatler arasında uyumak istiyor. Gerçi ben hala uyumamak için direniyoum ama olsun. Sabah da kahvaltı etmemiştim. Üşengeçlik biraz benimkisi. Evde sadece yumurta ve 3-4 günlük 2 dilim ekmek vardı. Markete gidip de taze ekmek alamaya da üşendim doğrusu. Gelgelelim bu saate kadar aç gezilmiyormuş. Midem bir anda isyan etmeye başladı. Dedim en azından bir yumurta kırayım ve mutfağa gittim. Ama ortaya evdeki malzemelerden değişik bi olay çıktı. Galiba bunu Duygu’dan yapmayı öğrendim… =)     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Malzemeler:     &lt;br /&gt;- 2 yumurta     &lt;br /&gt;- Taş kıvamında 2 dilim ekmek     &lt;br /&gt;- 1 küçük boy patates     &lt;br /&gt;- 1 dilim kaşar     &lt;br /&gt;- Sıvıyağ     &lt;br /&gt;- Tuz, kekik, pulbiber     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Öncelikle yağımızı tavaya koyup kızdırıyoruz. Yağ kızarken kenarda patates ve ekmekleri küp şeklinde doğruyoruz. Önce patatesleri yağa atıp biraz kavuruyoruz. Sonra ekmekleri de ekliyoruz. Ekmekler kızarıncaya kadar kavurmaya devam ediyoruz. Bu arada yumurtaları çırpıp içine tuz ve küçük parçalara böldüğümüz kaşarı ekliyoruz. Bu karışımı da tavaya ekliyoruz. Üzerine biraz kekik ve pulbiber ekledikten sonra 2 dk pişmesini bekliyoruz. 1 bardak soğuk kola ile servis ediyoruz. Çok da güzel oluyor…     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Afiyet olsun =)&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-8232406288674747273?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/8232406288674747273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=8232406288674747273' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/8232406288674747273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/8232406288674747273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/siesta.html' title='Siesta'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-5799000961747704531</id><published>2009-09-11T10:56:00.001-07:00</published><updated>2009-09-11T10:56:07.561-07:00</updated><title type='text'>2. Gün</title><content type='html'>&lt;p&gt;Gelelim 2. güne…   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Aslında Salamanca’ya gelmeden önce bir sürü ev aramamıza rağmen olumlu bir cevapla karşılaşmamış olmamız bizi burada bir hayli zorladı. Zeynep, Enis ve ben Koreli kızların evinden çıkıp kahvaltı için bir yer aradık…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bundan sonra yaptıklarımızı hayal meyal hatırlıyorum…Daha doğrusu hepsini hatılıyorum ancak zamanlarını kafamda oturtamadım…Yaklaşık bir saattir telefonda Zeynep ile bütün hafta oyunca neyi ne zaman yaptığımızı hatırlamak için çabalıyoruz. Ancak bir sonuca varamadık. Bu yüzden geriye kalan günleri bir bütün halinde anlatmak istiyorum…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Saatlerce ev aradıktan sonra bir görüşmede zannedersek ki Türk olduğumuzdan evi bize kiralamk istemediler. Bu evin görüşmesinden dönerken çok merkezi bir yerde “La Pasion Turco” adında bi döner ve kebap salonu gördük. Kasada esmer uzun kıvırcık saçlı biri duruyordu. İspanyola benzediği düşüncesini kafamda oturttuktan sonra diğerlerine dönüp “Lan Türk değil ki bu” dedim. Arkamdan “Merhaba arkadaşlar Hoşgeldiniz” diye bir ses gelince hepimiz kahkahalara boğulduk. Burada oturup bişeyler yedik ve sonra sohbet ettik. Sağ olsunlar ev bulmamız için bize ok yardım ettiler. Ama yine de bir ev bulamadık. Özlem ile Elmira da gittikleri ev görüşmesinden mutlu dönmediler. Çünkü ev sahibi biraz yaşlı ve aksi biriymiş. Her ne kadar insanlara zorluk çıkarmak istemesek de o gün Özlemlerin&amp;#160; 3 gündür kaldığı Lucia’ya gittik ve geceyi orada geçirdik.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Ertesi gün Lucia ev bulmamıza yardımcı oldu. İlk eve yerleşen ben oldum. Ramon ve David adında 27-28 yaşlarında iki İspanyolun yanına yerleştim. Ramon ingilizce bildiğinden onunla anlaşmak daha kolaydı. 160€ + masraflar ile evi tuttum. Eşyalarımı almaya gidecekken Zeynep de benimle birlikte orada kalma kararı aldı. Ramona haber verip 180€ luk diğer odayı da tuttuk ve eve yerleştik. Elimira ve Özlem Lucia ile ev bakmaya devam etti. Bu arada Eniz de bizimle geldi. Yerleştikten sonra alışveriş yapmaya çıktık bu arada Enise de yakınlarda bir ev bulduk. Ev bulmak çok zorlaştığı için onu da oraya yerleştirdik. Akşam için Zeynep ile domates soslu makarna yaptık ve bizde toplanıp yemek yedik. Özlem ile Elmira ev bulamdıklarından o gece bizde kaldılar. İkisi Zeynep’in yatağını paylaştılar Zeynep benim yatağımda yattı ben de salondaki koltukta uyuyakalmışım. Sabah kalktığımda üzerim örtülüydü. Ev arkadaşım Ramon üzerimi örtmüş. (İspanyollar iyi insanlar yavv..)    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Sonraki gün Özlem İle Elmira ev buldular. Enis de kendine başka bir ev buldu. Buluşup Burger King e gittik. Buradaki Burger King’te içeceğini bira seçebilmen güzel bir olay =) Akşam Özlem ve Elmira’nın ev arkdaşlarından biri oolan Hollandalı Elleke ile birlikte yaklaşık 1 hafta önce başlayan festifal kapsamındaki konser için Plaza Mayor’a gittik. Burada sıkıldık ve Salamanca’nın en ünlü barlarından biri olan ve Erasmus öğrencileri tarafından benimsenen “Irish Rover” a gittik. Burada her Pazartesi “Beer Pong” turnuvası düzenleniyor. Bu haftalık bu eğlenceye katılmadık. Neyse. Irish Rover çok sıcak olduğundan “Camelot” adlı daha ferah bir bara geçtik. O akşam 3 cerveza (bira), 2 chupito de tequila (tequila shot) ve 1 Vodca Lemon ile geceyi bitirdim. Bi ara kafam güzel olsun diye giriştiğim çabalar (yere bakarak kendi etrafında 5 defa dönmek) işe yaradı ve yere düştüm =)     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Bu arada Zeynep ile kaldığımız yerin kira ve depozitosunu vermek istediğimizde Ramon bize ev sahibinin kiraları 175€ ve 185€ olduğunu aktardı. Biz de fazla olduğu gerekçesiyle eşyalarımızı toplayıp yeni ev(ler) aramaya başladık. Sonunda 2 tane bulduk. Şu anda Violetta ve Laura adında iki İspanyol kızla kalmaktayım. Kombimiz bozukmuş bunu da dün sabah öğrendim duş alamaya çalışıp da su ısınmayınca. Kızlar ev sahibi ile konuşmuş yaptırılcakmis bu hafta içinde. Artık buraya tamamen yerleştim umarım daha fazla aksilik çıkmaz…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;=)&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-5799000961747704531?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/5799000961747704531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=5799000961747704531' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/5799000961747704531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/5799000961747704531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/2-gun.html' title='2. Gün'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-3867181681265045335</id><published>2009-09-06T06:45:00.001-07:00</published><updated>2009-09-06T06:45:38.448-07:00</updated><title type='text'>1. Gün</title><content type='html'>&lt;p&gt;Eve henüz yerleşmiş ve internete yeni bağlanmış olmam sabebiyle ilk 3 günümüzü peşpeşe anlatacağım…   &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Uçağımız sabah 08:20 de idi. Bu yüzden havalimanına 2 saat önceden geldik ki işlemlerimi kolayca halledebilelim…Uçak saatinden 24 saat önce online check-in yapmaya başlayabiliyorsun. Bu işlem siz havalimanına ulaştığnızda fazla sıra beklemeden işleriniz halletmenizi sağlamakta.     &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Havalimanının “dış hatlar” kısmında THY’nı buldum…Orada bavulumu tarttılar…Normalde kişi başına 20 kg sınırlı bir bavul ve 8 kg sınırllı bir el çantası hakkı veriliyor…Ancak buraya gelmeden önce forumları okumuştum bazıları bu kg sınırlarının 40 a kadar çıkabildiğinden bahsetmişti…O yüzdendir ki ben de bavulumu hazırlarken az da olsa abarttım…Bavulum 27 kg geldi…Orada çalışan çocuk fazla olduğunu en fazla 25 kg a kadar göz yumabileceğini söyledi…Ben de bavulumdaki en ağır şeylerden biri olan “BOT”larımı çıkardım…Bundan sonra Pasaport kontrolünden geçtim….Free Shop’a uğrayacak zamanım olmadı…Buradan Duyrulur =) …Neyse uçakta yerimizi aldık…Biraz heycanlıydım çünkü ilk defa uçakla yolculuk yapacaktım…Uçak pistte yerini aldıktan sonra süper bir hıza ulaşıp havalanıyor…İşte bu anı bence herkes hayatında bir kere yaşamalı…Böyle süper bir duygu yok…Kahvaltı olarak; çırpılmış, yumurta, tost, zeytin, peynir, domates, çay, meyvasuyu, reçel, tereyağ, salatalık ve üzerinde ince bir dilim kavum bulunan bir kase yoğurt vardı…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Yerel saate&amp;#160; göre 11:40 da buradaydık. Yani normal süresinde geldik…Uçaktan indikten sonra buraya ulaşmak için kullanılan en uygun yok “Avanzabus” adlı bir otobüs şirketi. Biletini internet üzerinden gelmeden önce de albiliyorsunuz. Ama bir havalimanından almayı tercih ettik. Bu yüzden şirketi bulup da biletleri alana kadar saat 13:00 deki seferi kaçırdık ve biletimizi 17:00 deki sefer için aldık…Beklerken acıktık ancak havaalanı çok pahalı olduğu için bir şey almamayı tercih ettik. CocaCola makinalarından 500 ml. lik bir şişe kola 2.5 € atmak zorundasınız. Ancak bu sadece havaalanına özgü bir olaymış. Bunun farkına daha sonra vardık.    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Otobüs tam vaktinde geldi ve yerimizi aldıktan sonra biraz sohbet edip uyuduk…Bu yüzden yolları izleme fırsatım pek olmadı…Uyandığımda Salamanca civarllarındaydık…Binaların yapısından ve şehrin sakinliğinden bunu farkedebiliyordum…Otogara gelmemiz 5 dk yı almadı…Otobüsten indikten sonra tuvalet aramak için Otogar binasına girdim…Tuvaletler ücretsizdi…Pek temiz değildi ama en azından tuvalet kağıdı mevcuttu…Neyse binanın içinde bilgi alabileceğimiz informacion noktaları var buradaki çocuğa o gün ev bulana kadar kalabileceğimiz ucuz hostelleri sordum…cocuk haritada işaretledi ve harita ile Salamanca tanıtım kitapçığını (ya da kitabı demek daha uygun) ücretsiz olarak verdi…Bavullarımızı bırakmak için bir yer sormaya karar verip oradaki info. ya danıştık…Emanet dolapları çok küçük olduğundan bavullarımız sığmadı…Biz ne yapacağımızı düşünürken yanımıza ispantyol bir adam geldi…İngilizce bilmediğinden az da olsa ispanyolcamızla anlaştık ve bavullarımızı daha büyük bavulların saklandığı bie “emanethane” (bu kelimeyi ben uydurdum galiba sanırsam) ye götürdük…5 bavul için 11 € istediler ancak ödemeyi o gün değil bavullarını teslim alırken yapıyorsunuz…Bizden bir gün önce gelen Özlem ve Elmira ya ulaşmak için internete girmeye karar verdik. Yine Otogarda hem restoran hem de internet cafe olan bi yere oturduk. Bu arada Özlem ve Elmira’ya saat 21:00 de otogarda olmalarını söylemiştik. Bu yüzden tekrar otobüsten indiğimiz yere doğru yürürken onlarla karşılaştık…İkisi Özlem’in buraya gelmeden önce tanıştığı Lucia adında bir kızda kalıyorlardı…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Elimizdeki haritayı kullanarak info. daki çocuğun işaretlediği hostelleri birer birer gezmeye başladık. Ancak hiçbirinde yer bulamadık…Çok yorulduğumuzdan şehrin merkezindeki “Plaza Mayor” a gittik…Orada bizim gibi bir çok genç vardı…Herkes binanın ortasındaki boş yerde oturup sohbet ediyor…Biz de aynı şeyi yapmadan önce son bi kez bir Hostele gittik ancak orada da yer yoktu…Buraya geri döndük ve oturup ne yapıcaz diye düşünmeye başladık…Etrafımıza baknırken hemen yakınımzda oturan Koreli kızları farkettik…Hemen yanlarına gidip kalmak için bir yer aradığımızdan bahsettik…Bildikleri bir yer yoktu…Ancak kalmak iççin bir yerimiz olmadığından bizi kendi evlerinde ağırladılar…    &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;Merak edenler için 2. günü daha sonra yazıcam…Görüşmek üzere =) &lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-3867181681265045335?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/3867181681265045335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=3867181681265045335' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3867181681265045335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3867181681265045335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/1-gun.html' title='1. Gün'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-3175921481433284879</id><published>2009-09-06T05:48:00.001-07:00</published><updated>2009-09-06T05:48:30.778-07:00</updated><title type='text'>Bienvenidos Amigos!…</title><content type='html'>&lt;p&gt;İstanbul Atatürk Havalimanından başlayarak erasmus süresinde yaşadığım her anı sizlerle paylaşacağım bloga hoşgeldiniz…&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-3175921481433284879?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/3175921481433284879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=3175921481433284879' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3175921481433284879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3175921481433284879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/09/bienvenidos-amigos.html' title='Bienvenidos Amigos!…'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-6566851007688010379</id><published>2009-05-17T01:56:00.001-07:00</published><updated>2009-05-17T01:56:06.861-07:00</updated><title type='text'>“Geri mi döneceeez?”</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dün çok para harcamış olabilirim ancak güzel bir gün geçirdiğimi kabul etmem gerek sanırım. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Öncelikle Güneş, Sera&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;ile Nautilus AVM de buluştuk. Daha sonra arkadaşları Begüm de bize katıldı.Amacımız Coraline adlı animasyon filmine gitmekti. Filmin eğlenceli kısmı ise 3D olmasıydı ancak film 3D olmasa da olurmuş.&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;img src="http://1upfilms.files.wordpress.com/2009/04/coraline-movie-poster1.jpg" /&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Neyse sonuç olarak güzel bir film izledik ve beynimize “Ailenizin değerini bilin” mesajı kazındı. Bu arada filmde yaş sınırı olabilirmiş. Yani 7-8 yaşın altı filmden etkilenebilir gibi geldi bize. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sonra bir güzel oturduk ve karnımızı doyurduk. Üstelik Arby’s de. Arby's=Curly Fries. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir sonraki istikametimiz Fenerbahçe oldu. Güzel güzel oyurup sohbet ettik. Bu arada etrafımızdaki çocuklar Sera’nın dikkatini biraz dağıtmış olabilir. Özellikle de şortunu yukarıya doğru çekip sürekli zıplayan bir tip. Evet bir de karınca vardı. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Son olarak Bostancı da LUNAPARK’a gittik. Ve bence (sanırım Güneş için de öyle) günün e eğlenceli dakikaları burada geçti. 2şer tane bilet aldık. İlk olarak “Twister Coaster”a bindik. Tamam lunaparktaki bazı şeylerden korkuyor olabilirim (bkz. gondol) ama twister coaster gayet eğlenceli. Neyse Sera’yı da bindirdik. Önce kendi halinde bir tren edasıyla ilerlemeye başlayan makina virajlara geldiğinde viraj yönünda sizi savurarak ilerliyor. Çalışma mekanizması böyle. Ama öyle bir an geliyor ki virajlarda viraj yönünün tersine dönmeye başlıyor (ki bence en eğlenceli kısmı) Sera’dan bir ses “Geri mi döneceez?” İşte bu yakarıştan sonra ben koptum ta ki makina durana kadar. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bir de çarpışan oto kısmı var. Evet buda eğlenceliydi ama twister coaster kadar değil. O çocuk ile kızı hiç unutmayacağım. Ne hırslı kişiliklerdi onlar öyle. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gün biterken Güneşlere goğru yürüdük. Önce Sera sonra da Güneş evine gitti. Sonra ben de 128 ile evime. &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-6566851007688010379?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/6566851007688010379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=6566851007688010379' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/6566851007688010379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/6566851007688010379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/05/geri-mi-doneceeez.html' title='“Geri mi döneceeez?”'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-2654390629294593181</id><published>2009-05-11T15:11:00.001-07:00</published><updated>2009-05-11T15:19:23.214-07:00</updated><title type='text'>Ne yani şimdi bu?</title><content type='html'>&lt;p&gt;Bu yazıyı okuyacak olanlar lütfen saat kaçta yazıldığına dikkat ederek okusunlar…Gerçi söz konusu ben olunca pek de bir şey fark etmeyeceğinden eminim…Neyse…Aslıda bu yazının konusunu oluşturan ve aklıma takılan şeyi saatler öncesinda yazmayı düşünmüş ve saçma olduğu kanısına varıp yazmaktan vazgeçmiştim…Ancak görüldüğü üzere bu soru hala kafamda olduğundan uyumama izin vermemektedir…Sizlerle paylaşarak en azından kendimi rahatlatmak istedim…&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Evet gelelim asıl konuya…işte cevabını şu anda deli gibi merak ettiğim soru:&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;“Neden cevizli dondurma var?” &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Çoğunuz [ya da hepiniz (sanki yüzlerce kişi okuyor da)] sorunun saçma olduğunu düşünebilirsiniz….Evet..inkar etmiyorum…Oldukça saçma bir soru…En azından cevizli dondurmanın varlığı kadar saçma…&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Gerçekten çok gereksiz bir tat…O yüzdeeeen…&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;“Bir daha da YEMEM!”&amp;#160; …… Herkese iyi geceler…&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-2654390629294593181?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/2654390629294593181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=2654390629294593181' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2654390629294593181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/2654390629294593181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/05/ne-yani-simdi-bu.html' title='Ne yani şimdi bu?'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-4724903386127097537</id><published>2009-05-11T12:48:00.001-07:00</published><updated>2009-05-11T12:48:34.107-07:00</updated><title type='text'>SAS vizesi…</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hoca son derste geniş kapsamlı bir tekrar yaptı…Bu tekrarı ayrıntılarıyla içeren dosyaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/231845448/SAS.doc.html"&gt;http://rapidshare.com/files/231845448/SAS.doc.html&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-4724903386127097537?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/4724903386127097537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=4724903386127097537' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4724903386127097537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/4724903386127097537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/05/sas-vizesi.html' title='SAS vizesi…'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2497661542602922645.post-3836292673526767466</id><published>2009-05-11T11:45:00.001-07:00</published><updated>2009-05-11T11:45:53.615-07:00</updated><title type='text'>Herkese Merhaba…</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yaklaşık bir sene önce açmış bulunduğum blogumu tekrar yayına koydum…Tabii ki eski postlarımı silerek…&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hoşgeldiniz.. =)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2497661542602922645-3836292673526767466?l=garikanithesheboist.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/feeds/3836292673526767466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2497661542602922645&amp;postID=3836292673526767466' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3836292673526767466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2497661542602922645/posts/default/3836292673526767466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://garikanithesheboist.blogspot.com/2009/05/herkese-merhaba_11.html' title='Herkese Merhaba…'/><author><name>Gürkan ÇORUHLU</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='16' src='http://1.bp.blogspot.com/-GI2_zUXuQGw/TX2KtW_g7-I/AAAAAAAAAGk/x_onq7pkf88/s220/1.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry></feed>
